Tarih Öncesi Dönemlerden Modern Zamanlara Kadar Uzanan Süreçteki En Ölümcül 21 Salgın Hastalık

Tarih boyunca, en güçlü medeniyetler bile birçok korkunç salgın hastalıkla karşı karşıya kaldı. Yakın zamanda yaşadığımız Covid-19’dan da anlaşılacağı üzere, hastalıklar ve salgınlar insanlığı tehdit etmeye devam ediyor. Ancak epidemiyolojideki gelişmeler sayesinde, bizden önce de ölümcül felaketler yaşamış insanlarla aynı korkunç sonuçlarla karşı karşıya kalmıyoruz. 

İşte tarih öncesi zamanlardan günümüze kadar uzanan süreçte yaşanmış ve bir daha yaşanmasını asla istemeyeceğimiz 21 salgın ve pandemi…?

Kaynak: https://www.livescience.com/worst-epi…

1. Tarih öncesi dönemlerdeki Çin salgını (M.Ö. 3000’ler):

Yaklaşık 5.000 yıl önce, bir salgın Çin’de tarih öncesi bir köyü yok etti. Ölülerin cesetlerinin yakılıp yığıldığı bir evin içinde gençlere, genç yetişkinlere ve orta yaşlı insanlara ait iskeletler bulundu.

Arkeolojik alan artık ‘Hamin Mangha’ olarak adlandırılıyor ve kuzeydoğu Çin’deki en iyi korunmuş tarih öncesi alanlardan biri. Arkeolojik ve antropolojik araştırmalar, salgının yeterince hızlı gerçekleştiğini ve bölgede yeniden yerleşim olmadığını gösteriyor. Bulunan toplu mezarlar da salgının tüm bölgeyi yok ettiğini gösteriyordu.

2. Atina Vebası (M.Ö. 430):

M.Ö. 430 civarında, Atina ile Sparta arasında savaşın başlamasından kısa bir süre sonra, Atina’da beş yıl süren ve 100 bin kişinin ölümüne neden olan bir salgın hastalık başladı. 

Yunan tarihçi Thukydides’e göre (M.Ö. 460-400), belirtiler arasında ‘ateşlenme, gözlerde, boğaz veya dil gibi bölgelerde kızarıklık ve iltihaplanma’ yer alıyordu.

Bu salgının ne olduğunu anlayabilmek adına tifo ateşi ve Ebola da dahil olmak üzere bir dizi hastalık olasılık olarak öne sürüldü. Birçok bilim insanı, savaşın neden olduğu aşırı kalabalığın salgını şiddetlendirdiğine inanıyor.

3. Antonine/Antoninus Vebası (M.S. 165-180):

Askerler kış seferinden Roma İmparatorluğu’na döndüklerinde, zafer ganimetlerinden fazlasını geri getirdiler. Manchester Metropolitan Üniversitesi’nde Roma Tarihi alanında öğretim görevlisi olan April Pudsey, bir makalede bunun, orduyu yerle bir edecek ve Roma imparatorluğunda 5 milyondan fazla insanı öldürmüş olabilecek ‘Antoninus vebası’ olduğunu söyledi.

Salgın, M.Ö. 27’den M.S. 180’e uzanan ve Roma’nın gücünün zirvede olduğu bir dönemi kapsayan Pax Romana’nın (Roma Barışı) sona ermesine neden oldu. Bununla birlikte daha fazla iç savaş ve istilaya maruz kalan Roma İmparatorluğu’nda istikrarsızlık arttı. Hıristiyanlık, daha popüler hale geldi.

4. Cyprian/Siprianus Vebası (M.S. 250-271):

Adını, salgını dünyanın sonunun işareti olarak tanımlayan Kartaca piskoposu Cyprian/Siprianus’tan alan vebanın, yalnızca Roma’da günde 5 bin kişiyi öldürdüğü tahmin ediliyor. 

2014 yılında Luksor’daki arkeologlar, veba kurbanlarının toplu gömüldüğü bir yer buldular. Bu kurbanların vücutlarının kalın bir kireç tabakasıyla kaplı olması da bir çeşit dezenfekte yöntemi olarak görülüyor. 

Uzmanlar, hangi hastalığın salgına neden olduğundan emin değiller. Ancak Latin kaynaklara bakılarak bağırsaklarla ilgili olduğu düşünülüyor.

5. Justinian/Justinianus Vebası (M.S. 541-542):

Bizans İmparatorluğu, düşüşünün başlangıcına işaret eden bubonik/hıyarcıklı veba tarafından harap edildi. Veba daha sonra periyodik olarak tekrar ortaya çıktı ve bazı tahminlere göre dünya nüfusunun yüzde 10’unun ölümüne neden oldu.

Veba, adını Bizans İmparatoru Justinian/Justinianus’tan (M.S. 527-565) aldı. Onun hükümdarlık döneminde Bizans İmparatorluğu, Orta Doğu’dan Batı Avrupa’ya kadar uzanan toprakları kontrol ederek en geniş sınırlarına ulaştı. Justinian, imparatorluğun başkenti Konstantinopolis’te  Ayasofya olarak bilinen büyük bir katedral inşa ettirdi. Kendisi de vebaya yakalandı ama hayatta kaldı.

6. Kara Ölüm (1346-1353):

Asya’dan Avrupa’ya yayılan Kara Ölüm, tahminlere göre Avrupa nüfusunun yarısından fazlasını yok etti. Buna, bugün soyu tükenmiş olması muhtemel olan ve enfekte kemirgenler üzerindeki pireler tarafından yayılan vibonik veba bakterisinin (Yersinia pestis) neden olduğu düşünülüyor. 

Veba, Avrupa tarihinin akışını değiştirdi. Bu kadar çok kişinin ölümüyle, işçi bulmak zorlaştı, işçiler için daha iyi ücretler verilmesi gerekti ve Avrupa’nın serflik/kölelik sisteminin sonu geldi.

7. Cocoliztli Salgını (1545-1548):

Aztek dilinde haşere anlamına gelen Cocoliztli salgınına neden olan enfeksiyon, Meksika ve Orta Amerika’da 15 milyon kişinin ölümüne sebep olan viral hemorajik ateşin bir biçimiydi. Aşırı kuraklıktan zaten zayıflamış bu nüfusta hastalık tamamen felaketle sonuçlandı.

İskeletlerden alınan DNA’yı inceleyen yakın tarihli bir çalışma, tifoyu da içeren enterik ateşe neden olan ve ‘S. paratyphi C’ olarak bilinen Salmonella’nın bir alt türü ile enfekte olduklarını buldu. Yüksek ateş, dehidrasyon ve gastrointestinal sorunlara neden olabilen enterik ateş ise günümüzde hala önemli bir sağlık tehdidi.

8. Amerikan Vebaları (16. yüzyıl)

Amerikan Vebaları, Avrupalı kaşifler tarafından Amerika’ya getirilen hastalıklardı. Çiçek hastalığı da dahil olmak üzere bu hastalıklar, İnka ve Aztek uygarlıklarının çöküşüne neden oldu. Bazı tahminler, Batı Yarımküre’deki yerli nüfusun yüzde 90’ını öldüğünü öne sürüyor.

Hastalıklar, Hernán Cortés liderliğindeki bir İspanyol kuvvetinin 1519’da Aztek başkenti Tenochtitlán’ı fethetmesini kolaylaştırdı. Francisco Pizarro liderliğindeki başka bir İspanyol kuvveti, 1532’de İnkaları fethetti. İspanyollar, her iki imparatorluğun topraklarını da ele geçirdi.

Aztek ve İnka orduları hastalık tarafından perişan edilmişti ve İspanyol kuvvetlerine karşı koyamadılar.

İngiltere, Fransa, Portekiz ve Hollanda’dan insanlar Batı Yarımküre’yi keşfetmeye, fethetmeye ve yerleşmeye başladıklarında hastalık, onlara karşı çıkan yerli grupların nüfusunu büyük ölçüde azaltmıştı bile.

9. Büyük Londra Vebası (1665-1666):

Kara Veba’nın Büyük Britanya’daki son büyük salgını, Kral II. Charles liderliğindeki Londra’dan toplu bir göçe neden olan Londra Vebası’ydı. Veba, 1665 yılının Nisan ayında başladı ve sıcak yaz aylarında hızla yayıldı. Kemirgenlerden gelen pireler, bulaşıcılığın ve yayılmanın ana nedenlerinden biriydi.

Veba sona erdiğinde, Londra nüfusunun yüzde 15’i dahil yaklaşık 100 bin kişi ölmüştü. Ancak bu, şehrin son felaketi değildi. 2 Eylül 1666’da, dört gün süren ve şehrin büyük bir bölümünü yakan Büyük Londra Yangını başladı.

10. Büyük Marsilya Vebası (1720-1723):

Tarihsel kayıtlar, Büyük Marsilya Vebası’nın, Doğu Akdeniz’den bir mal yükü taşıyan ‘Grand-Saint-Antoine’ adlı bir geminin Fransa’nın Marsilya kentine yanaşmasıyla başladığını söylüyor. Gemi karantinaya alınmış olmasa da veba, muhtemelen veba bulaşmış kemirgenlerdeki pireler yoluyla şehre girmeye devam etti. Marsilya ve çevresinde 100 bin kişi bu vebadan öldü.

11. Rusya Veba Salgını (1770-1772):

Vebanın kasıp kavurduğu Moskova’da, karantinaya alınan vatandaşlar ayaklanmaya başladı. Ayaklanmalar şehre yayıldı ve kalabalığı ibadet için toplanmamaya teşvik eden Başpiskopos Ambrosius’un öldürülmesiyle sonuçlandı.

Rusya İmparatoriçesi II. Catherine, vebayı kontrol altına almak ve kamu düzenini yeniden kurmak konusunda o kadar çaresizdi ki, aceleyle tüm fabrikaların Moskova’dan taşınmasını emreden bir kararname çıkardı.

100 bin kişinin ölümüne neden olan veba sona erdikten sonra 1773’te, Peter III (Catherine’in idam edilen kocası) olduğunu iddia eden Yemelyan Pugachev, binlerce kişinin daha ölümüyle sonuçlanan bir ayaklanmaya öncülük etti.

12. Philadelphia Sarı Humma Salgını (1793):

Hastalık Amerika Birleşik Devletleri’nin başkenti Philadelphia’yı ele geçirdiğinde, yetkililer yanlış bir şekilde kölelerin bu hastalığa bağışıklığı olduğuna inandılar. Afrika kökenli insanların hastalara bakması için işe alınması çağrısında bulunuldu.

Hastalık, o yıl Philadelphia’da özellikle sıcak ve nemli yaz havasında nüfus patlaması yaşayan sivrisinekler tarafından taşındı ve bulaştı. Kış gelince ve sivrisinekler ölünce salgın nihayet durdu. O zamana kadar 5 binin üzerinde insan öldü.

13. Grip Salgını (1889-1890):

Modern endüstriyel çağda, yeni ulaşım yolları, influenza virüslerinin yayılmasını kolay hale getirdi. Sadece birkaç ay içinde hastalık tüm dünyayı sardı ve 1 milyon insanın ölümüne sebebiyet verdi. Salgının en yüksek ölüm oranına ulaşması sadece beş hafta sürdü.

İlk vakalar Rusya’da görüldü. Virüs, henüz hava yolculuğunun olmadığı gerçeğine rağmen, hızla Avrupa ve dünyanın geri kalanına yayılmadan önce St. Petersburg’un her yerine hızla yayıldı.

14. Amerikan Çocuk Felci Salgını (1916):

New York’ta başlayan bir çocuk felci salgını, Amerika Birleşik Devletleri’nde 27 bin vakaya ve 6 bin ölüme neden oldu. Hastalık esas olarak çocukları etkiliyor ve bazen hayatta kalanlarda kalıcı sakatlıklar bırakıyordu.

1954’te salk/çocuk felci aşısı geliştirilene kadar Amerika Birleşik Devletleri’nde çocuk felci salgınları belirli aralıklarla meydana geldi. Aşı yaygınlaştıkça, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki vakalar azaldı. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki son çocuk felci vakası 1979’da görüldü. Dünya çapındaki aşılama çabaları, hastalığı tamamen ortadan kaldıramamış olsa da hastalığı büyük ölçüde azalttı.

15. İspanyol Gribi Salgını (1918-1920):

images.squarespace-cdn.com

Güney denizlerinden Kuzey Kutbuna kadar tahminen 500 milyon insan İspanyol Gribinin kurbanı oldu ve beşte biri öldü. Gribin yayılması ve öldürücülüğü, Birinci Dünya Savaşı sırasında birçok insanın deneyimlediği, askerlerin zorlu koşulları ve savaş zamanı yetersiz beslenmesi ile arttı.

İsmine rağmen, hastalık muhtemelen İspanya’da başlamadı. İspanya, savaş sırasında tarafsız bir ülkeydi ve basınına katı bir sansür uygulamadı, bu nedenle basını, hastalığın ilk haberlerini özgürce yayınlayabildi. Sonuç olarak, insanlar yanlış bir şekilde hastalığın İspanya’dan çıktığına ve yayıldığına inandılar.

16. Asya Gribi Salgını (1957-1958):

Asya Gribi salgını, küresel salgınlardan biriydi. Kökleri Çin’de ortaya çıkan hastalık 1 milyondan fazla can aldı. Salgına neden olan virüs, kuş gribi virüslerinin bir karışımıydı.

Şubat 1957’de Singapur’da, Nisan 1957’de Hong Kong’da ve 1957 yazında Amerika Birleşik Devletleri’nin kıyı kentlerinde hastalık hızla yayıldı. Ölü sayısı dünya çapında 1 milyondan fazlaydı ve Amerika Birleşik Devletleri’nde 116 bin ölüm meydana geldi.

17. AIDS Salgını (1981-günümüz):

AIDS ilk tespit edildiğinden beri tahminen 35 milyon kişinin ölümüne neden oldu. AIDS’e neden olan virüs HIV, muhtemelen 1920’lerde Batı Afrika’da insanlara geçen bir şempanze virüsünden gelişti. Virüs dünyaya yayıldı ve 20. yüzyılın sonlarında bir salgın haline geldi. Günümüzde, HIV ile yaşayan tahmini 40 milyonun yaklaşık yüzde 64’ü Sahra Altı Afrika’da yaşıyor. 

Onlarca yıldır hastalığın bilinen bir tedavisi yoktu, ancak 1990’larda geliştirilen ilaçlar artık hastalığa sahip kişilerin düzenli tedavi ile normal bir yaşam sürmelerine olanak sağlıyor. Daha da cesaret verici olan, 2020’nin başlarında iki kişinin HIV’den tamamen kurtulan iki kişi olması.

18. Domuz Gribi Salgını (2009-2010):

2009 domuz gribi salgınına, Meksika’da ortaya çıkan yeni bir H1N1 türü neden oldu. Virüs dünya genelinde 1 milyardan fazla insanı enfekte etti ve 151 bin 700 ila 575 bin 400 kişiyi ölüme sürükledi.

Salgın, öncelikle çocukları ve genç yetişkinleri etkiledi ve ölümlerin yüzde 80’i, 65 yaşın altındaki kişilerde gerçekleşti. Mevsimsel gribe neden olanlar da dahil olmak üzere çoğu grip virüsü türünün 65 yaş ve üstü kişilerde en yüksek ölüm yüzdesine neden olmaması alışılmadık bir durumdu.

Ancak H1N1’in ait olduğu virüs grubuna karşı yaşlı insanlar bağışıklık sahibiydi, bu yüzden o kadar fazla etkilenmediler. Domuz gribine neden olan H1N1 virüsü için bir aşı artık yıllık grip aşısına dahil edildi.

19. Batı Afrika Ebola Virüsü Salgını (2014-2016):

Ebola, 28 bin 600 vaka ve 11 bin 325 ölümle Batı Afrika’da yıkıcı bir etki bıraktı. Bildirilen ilk vaka Aralık 2013’te Gine’deydi, ardından hastalık hızla Liberya ve Sierra Leone’ye yayıldı. Vakaların ve ölümlerin çoğu bu üç ülkede meydana geldi. Nijerya, Mali, Senegal, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’da ise daha az sayıda vakaya rastlandı

Aşı bulma çabaları devam etse de Ebola’nın tedavisi henüz bulunamadı. Tarihte bilinen ilk Ebola vakaları ise 1976’da Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde görüldü. Virüsün yarasalardan kaynaklanmış olabileceği düşünülüyor.

20. Zika Virüsü Salgını (2015-günümüz):

Güney Amerika ve Orta Amerika’da, yakın geçmişte ortaya çıkan Zika salgınına yönelik bilimsel çalışmalara rağmen, virüsün etkisi birkaç yıl boyunca bilinemeyecek gibi. Virüsün, insanlarda cinsel yolla da bulaşabilse de genellikle Aedes cinsi sivrisinekler yoluyla bulaştığı biliniyor.

Zika genellikle yetişkinlere veya çocuklara zarar vermez henüz anne karnında olan bebekler için aynısını söylemek pek mümkün olmayabilir. Zika taşıyan sivrisinek türleri en çok sıcak, nemli iklimlerde gelişir. Güney Amerika, Orta Amerika ve Amerika Birleşik Devletleri’nin güneyinin bazı kısımlarını virüsün gelişmesi için başlıca bölgelerden.

21. Covid-19 Salgını (2019-günümüz):

Mutasyon geçirmiş haliyle SARS-CoV-2 olarak hala devam eden COVID-19 salgını, bir yüzyıldan fazla bir süredir dünyanın en ölümcül viral salgını olabilir. Virüsün Aralık 2019’daki ilk tespitinden Aralık 2020 ortasına kadar, patojen/hastalık mikrobu en az 75 milyon insanı enfekte etti ve 1 milyondan fazla ölüme neden oldu. 

Bugünün küresel nüfusu yaklaşık 8 milyar ve 2022 Ağustos ortası itibarıyla yaklaşık 6 milyonun üstünde insan COVID-19’dan hayatını kaybetti. Ancak bildirilen doğrulanmış ölüm sayısı muhtemelen gerçek toplamdan çok daha düşük.

Bir daha böyle felaketler yaşamayız umarız ki…??

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir