Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri… Kılıçdaroğlu: “Hacı Bektaş’ın Öngördüğü Adalette, Adaletin Gücünü ve Etkisini Azaltan…

Haber: BERKAY VAROL – Kamera: MEHMET MEHMETLİOĞLU

60. Ulusal, 34. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, bugün Nevşehir’de düzenlendi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bilime ve bilimsel araştırmaya çok önem veren Hacı Bektaş-ı Veli, bu konuda nasıl bir yol izleneceğini şöyle anlatmaktadır: ‘İlimle araştırmalı, izlemeli, gözlemeli ve arştan yerin altına kadar her ne varsa kendinde bulmalıdır.’ Bu aynı zamanda, akıl ile adaleti bulmaktır. Hacı Bektaş’ın öngördüğü adalette; ama, fakat, ancak, lakin ile başlayan ve adaleti ve adalet arayışını daraltan, erteleyen veya ertelettiren, adaletin gücünü ve etkisini azaltan bahane ve gerekçelere yer yoktur. Daha önce İstanbul’da yaptığım bir konuşmada da ifade etmiştim; Bir ülkede adalet varsa onun etrafında biliniz ki hukukun üstünlüğü, denetlenebilirlik, hesap verebilirlik, can ve mal güvenliği, şeffaflık, eşitlik, kadın-erkek eşitliği, çocuğun üstün yararı, liyakat, özgürlük, hakça bölüşüm, emeğin üstünlüğü, nitelikli ve kaliteli eğitim, insan ve doğa hakları vardır” dedi.

60. Ulusal, 34. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, bugün Nevşehir’de düzenlendi.

Etkinliğe; CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca, CHP Genel Sekreteri Neslihan Hancıoğlu, CHP Genel Başkan Yardımcıları Ahmet Akın ve Eren Erdem, Hacıbektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altınok, Hacıbektaş Kaymakamı İbrahim Engin Şenay katıldı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, konuşmasında şunları söyledi:

“HACI BEKTAŞ OCAĞI BİR AYDINLANMA, BİR EĞİTİM OCAĞIDIR ÇÜNKÜ KİŞİ AKIL İLE YÜKSELİR, BİLGİ İLE BÜYÜR”

“Bugün hep birlikte, gerçek ismi Seyyid Muhmmed bin İbrahim Ata olan Hacı Bektaş-ı Veli’yi anacağız. Yani bir Anadolu erenini, 13’üncü yüzyılda bu topraklara aydınlanmayı getiren bir bilgeyi, insanı sevmenin, doğayı sevmenin erdemini bize anlatan bir Anadolu bilgesini anacağız. Biz buraya sadece velilerimizi yani Anadolu erenlerini anmaya ve onlara şükranlarımızı sunmaya gelmedik. Biz, bugün buraya aynı zamanda onları anlamaya, onların rehberliğine başvurmaya, onlardan birazcık da olsa ilham almaya geldik. Hacı Bektaş Ocağı, bir aydınlanma, bir eğitim ocağıdır çünkü kişi akıl ile yükselir, bilgi ile büyür. Bilgi ile büyüyen insan, topluma sağlıklı, huzurlu bir gelecek hazırlar.

“HACI BEKTAŞ’IN ÖNGÖRDÜĞÜ ADALETTE ADALETİN GÜCÜNÜ VE ETKİSİNİ AZALTAN BAHANE VE GEREKÇELERE YER YOKTUR”

Bilime ve bilimsel araştırmaya çok önem veren Hacı Bektaş-ı Veli, bu konuda nasıl bir yol izleneceğini şöyle anlatmaktadır: ‘İlimle araştırmalı, izlemeli, gözlemeli ve arştan yerin altına kadar her ne varsa kendinde bulmalıdır.’ Bu aynı zamanda, akıl ile adaleti bulmaktır. Hacı Bektaş’ın öngördüğü adalette; ama, fakat, ancak, lakin ile başlayan ve adaleti ve adalet arayışını daraltan, erteleyen veya ertelettiren, adaletin gücünü ve etkisini azaltan bahane ve gerekçelere yer yoktur. Daha önce İstanbul’da yaptığım bir konuşmada da ifade etmiştim; Bir ülkede adalet varsa onun etrafında biliniz ki hukukun üstünlüğü, denetlenebilirlik, hesap verebilirlik, can ve mal güvenliği, şeffaflık, eşitlik, kadın-erkek eşitliği, çocuğun üstün yararı, liyakat, özgürlük, hakça bölüşüm, emeğin üstünlüğü, nitelikli ve kaliteli eğitim, insan ve doğa hakları vardır.

“O, BU TOPRAKLARDA YAŞAYIP ANLAYANA ÇOK ŞEY SÖYLEDİ. O, DEDİ Kİ; ‘ALİMİN UYKUSU, CAHİLİN İBADETİNDEN ÜSTÜNDÜR”

O, bu topraklarda yaşayıp anlayana çok şey söyledi. O, dedi ki; ‘Kimsenin ayıbını arama, kendi ayıbını gör.’ O, dedi ki; ‘Adalet, her işte hakkı bilmektir.’ O, dedi ki; ‘En yüce servet, ilimdir.’ O, dedi ki; ‘Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu.’ O, dedi ki; ‘Çalışmadan geçinenler bizden değildir.’ O, dedi ki; ‘Alimin uykusu, cahilin ibadetinden üstündür.’ O, dedi ki; ‘Arifler hem arıdır hem arıtıcı.’ O, dedi ki; ‘Kibrin aslı şeytan, tevazuun aslı rahmandır.’ O, dedi ki; ‘En büyük keramet, çalışmaktır.’ ve o, dedi ki; ‘Dili, dini, rengi ne olursa olsun iyiler iyidir, iyiler her an iyidir.’ Çağlar ötesinden onun söyledikleri, bugün kainatın evrensel kurallarına dönüşmüş durumda. Bugün, Hacı Bektaş-ı Veli’nin söylediklerinden çok uzaktaysak, o güzellikleri nerede yitirdiysek onları arayıp bulmalıyız. İlk bakacağımız yer Ahmet Yesevi’nin, Mevlana’nın, Yunus Emre’nin, Hallac-ı Mansur’un, Hoca Nasreddin’in, Pir Sultan’ın, Ahi Evran’ın, Hacı Bektaş-ı Veli’nin öğretileridir; onların aşk ırmağında, sevgi ırmağında yıkanmaktır. Çünkü onların dünyasında düşmanlık yok, sevgi ve saygı var; haksızlık yok, merhamet ve adalet var; zulüm yok, sevgi ve saygı var; ötekileştirme yok, 72 milleti bir görme var; cehalet yok, ilimle gidilen yol, erdem var; karanlık yok, aydınlanma var. Çünkü ‘Eğer bir yeri karanlık görüyorsan bil ki perde senin gözündedir’ diyen Hacı Bektaş-ı Veli var. Özetle bu kültürün özünde insan var.

“13’ÜNCÜ YÜZYILDA İSLAM COĞRAFYASINDA YAŞANAN MUCİZE, NEDEN BUGÜN KENDİNİ KORKUNÇ BİR KARANLIĞA BIRAKTI?”

Belki kaçınılmaz olarak şu soruyu da kendimize sormalıyız: 13’üncü yüzyılda İslam coğrafyasında yaşanan mucize, neden bugün kendini korkunç bir karanlığa bıraktı? 700 yıl önce robotik alanını kuran El Cezeri’yi, matematikte Harezmi’yi, astronomide Ali Kuşçu’yu, coğrafyada İbn-i Batuta’yı yetiştiren İslam dünyasında, bugün her dört kişiden biri okuma-yazma bilmiyor. Bir zamanlar bilimin, felsefenin açıkça tartışıldığı, düşünce özgürlüğünün çok geniş olduğu koca bir coğrafyada, bugün insanlar düşünceleri yüzünden işkence görüyor, hapse atılıyor, öldürülüyor, neden? Birleşmiş Milletler Arap Kalkınma Teşkilatı raporuna göre, sadece Arap dünyasında kadınların yarısı okuma-yazma bilmiyor, neden? O zaman bugün, yaşadığımız tabloyu hep birlikte sorgulamalıyız. Aksi halde ülkemize de insanımıza da insanlığa da hizmet etmiş olmayız. Oysa Hacı Bektaş-ı Veli 13’üncü yüzyılda, ‘Kadınları okutunuz’ der. Kadın-erkek eşitliğini savunur ve döneminde Hatun Ana, yani Kadıncık Ana, önderliğinde kurulan -ki bu dünyada bilinen ilk kadın örgütlenmesidir- Anadolu Bacıları Teşkilatı’nın kurulmasına büyük destek verir. İşte Hacı Bektaş-ı Veli ve diğer Anadolu erenleri, bu ilkeleri dillendirerek Anadolu ve Balkanlar’daki aydınlatmayı başlatmışlardır. Çünkü onlar, ellerinde kılıç değil, aydınlanma meşalesi taşımışlardır. Yaşamları boyunca, hakkı ve adaleti savunmuşlardır. O kadar ki toplum, Hacı Bektaş-ı Veli’nin güvercin donuyla Anadolu’ya geldiğini kabullenir. Çünkü o; barışın, huzurun, birlikte yaşamanın öncüsü olmuştur. Kimseyi ötekileştirmemiş; o, kendi deyimiyle 72 milleti bir görmüştür.

“BİZLERE SAKLI YOLLARI VE DERİN SULARI GÖSTEREN BÜTÜN ERENLERİMİZİ, VELİLERİMİZİ, MÜRŞİTLERİMİZİ, PİRLERİMİZİ, DERVİŞLERİMİZİ MİNNETLE YAD EDİYORUM”

Bu duygu ve düşüncelerle insanlığın en güzel temsilcilerinden Hacı Bektaş-ı Veli’yi rahmetle anıyor, Anadolu’yu bize yurt yapan, bu toprakları bir bilgelik bahçesine dönüştüren, bizlere saklı yolları ve derin suları gösteren bütün erenlerimizi, velilerimizi, mürşitlerimizi, pirlerimizi, dervişlerimizi bir kez daha minnetle yad ediyorum. Bize bu ülkede, özgür bir şekilde, onurumuz ve şerefimizle yaşama imkanı veren başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün kahramanlarımıza, şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx