
Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar’ın, 13 Haziran tarihinde Tersane İstanbul’da düzenlenen Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’nde yaptığı çarpıcı açıklamalar, tam bir ay sonra sosyal medyada ve haber platformlarında yeniden gündem oldu.
Bayraktar, konuşmasında yapay zeka teknolojilerinin geleceği, küresel teknoloji tekellerinin tahakkümü ve insanlığın bu süreçteki konumuna dair kapsamlı değerlendirmelerde bulunmuştu.
“GÖNÜLLÜ BİR ESARET OLARAK HAYATIMIZA GİRİYOR”
İnternetin sınırları kaldıracağı ve küresel barışı getireceği yönündeki 30 yıllık ütopyanın çöktüğünü belirten Bayraktar, günümüzde bağımsızlığı tehdit eden en büyük unsurun konvansiyonel ordular değil, teknokapitalist küresel tahakküm olduğuna dikkat çekti.
Sosyal medya platformlarının algoritmalarını eleştiren Bayraktar, durumu şu sözlerle ifade etti:
“Bu tahakküm, geçmişin diktatörlükleri gibi kaba kuvvetle de gelmiyor. Milyarlarca insanı uyuşturucu gibi müptela kılan bir sistemle, gönüllü bir esaret olarak hayatımıza giriyor. Arka planda çalışan yapay zeka, nörolojik zaaflarımızı analiz ederek dopamin salgımızı tetikleyecek, bizi o ekranda 10 saniye daha fazla tutacak öfke, hedonizm ve korku temelli içerikleri optimize ediyor.”

“İNSANLARIN HIZLA MAKİNELEŞTİĞİ KARANLIK BİR ÇAĞ”
İnsan ile makine arasındaki çizginin giderek bulanıklaştığına işaret eden Bayraktar, sivil teknoloji ürünlerinin birer silaha dönüştürülme riskine değindi.
Tedarik zincirlerine sızdırılan bombalarla akıllı cihazların insanları katletmek için kullanılabileceğini hatırlatan Bayraktar, tehlikenin boyutunu şu ifadelerle özetledi:
‘Sadece makinelerin insanı taklit etmesinden bahsetmiyorum, insanların hızla makineleştiği karanlık bir çağa doğru yol alıyoruz. Ruhsuz bir rasyonalizmin, kendinden başka kimseye hayat ve hürriyet hakkı tanımayan materyalizmin tahakkümü altındayız. Gönlü olmayan, merhameti ve sevgisi olmayan sentetik insanın elindeki teknoloji, ancak bir imha aracına dönüşür.’
“MODERN DÜNYANIN GÖNÜLLÜ KÖLELİK FERMANI”
Küresel devlerin yüz binlerce işlemci ile insanlığın tüm verisini harmanlayıp orantısız bir güç elde ettiğini belirten Bayraktar, Türkiye’nin bu tekellerle rekabet edebilmesi için açık kaynaklı, şeffaf ve denetlenebilir bir teknoloji ekosistemi kurması gerektiğini vurguladı.
Verilerin tekelleşmesine karşı çıkan Bayraktar, şu uyarıda bulundu:
“Verilerin tekelleşmesi, zihinlerin ve iradenin tek bir merkezden esir edilmesidir. Yegane gayesi kar maksimizasyonu olan küresel tekellerin, tüm insanlığın hayatını kendi veri merkezlerinde toplaması, ulusların ve toplumların egemenliğine vurulmuş sinsi bir darbedir. Bu, modern dünyanın gönüllü kölelik fermanıdır.”
“KANSER GİBİ HASTALIKLARA ÇARE BULABİLİRİZ”
Teknolojinin iyilik temelinde geliştirilmesi halinde eğitim ve sağlık alanlarında çığır açıcı yeniliklere ulaşılabileceğini aktaran Bayraktar, TEKNOFEST kuşağının bu alandaki çalışmalarına dikkat çekti. NSosyal, T3AI dil modeli ve KÜRE Dijital Ansiklopedi gibi yerli projelerin önemine değinen Bayraktar, yapay zekanın potansiyelini şu sözlerle anlattı:
“Protein sentezi ve akıllı ilaç keşfi gibi kombinatorik problemleri çözmede mahir olan yapay zeka ve ileri işlem gücüyle, insanlığı pençesine almış kanser gibi hastalıklara çare bulabiliriz. Robotik cerrahiden hekimlik hizmetlerine kadar sağlığın her alanında çok daha maliyet etkin bir şekilde geliştirdiğimiz çözümleri ihtiyaç duyan herkese ulaştırabiliriz.”
“RAKAMLARIN RUHSUZ LABİRENTİNE SIKIŞMIŞ BİR İSTATİSTİK YANKISI”
Konuşmasının son bölümünde yapay zekanın insan soyunun yerini alacağı yönündeki iddialara yanıt veren Bayraktar, insanın kendini tanrısallaştırma çabasını trajik bir yanılgı olarak nitelendirdi.
Milli Teknoloji Hamlesi’nin sadece teknik bir rekabet alanı olmadığını belirten Bayraktar, sözlerini şöyle tamamladı:
‘Bugün adeta kutlu bir nesne gibi kutsanan yapay zeka, hafızası olan ama hatırası olmayan, rakamların ruhsuz labirentine sıkışmış bir istatistik yankısından ibarettir. İnsanı nesneleştiren, ruhu mekanik kalıplarla kuşatan, küresel bir tek tipleşmeye karşı felsefi bir duruş, asil bir uyanıştır. İstikbalin asıl anahtarı Alemin Mimarı’nın ruhumuza üflediği özgür iradede ve omuz omuza verip bir olabilmenin muazzam sırrında saklıdır.’

